| |
Günümüzde besin maddeleriyle beraber vücudumuza çeşitli kimyasallar alıyoruz, ilaçlar kullanıyoruz, daha fazla şeker ve rafine yiyecekler yiyoruz, hergün kendimize çeşitli yatıştırıcı veya enerji verici uyarıcılarla zinde tutmaya çalışırken zarar veriyoruz. Tüm bunlara sigara, alkol, olumsuz çevre koşulları da eklenince vücudumuz “toksin” adı verilen zararlı maddeleri oluşturur. Toksinler hastalıklara karşı vücudun direncini azaltıp metabolizmayı yavaşlatırken, hastalanma riski ile kilo artışını da hızlandırır.
Bunun yanında günümüzde toksinlerden dolayı meydana gelen rahatsızlıkların etki alanı da artmış durumda. Özellikle kanser ve kardiyovasküler (kalp ve damarla ilgili) rahatsızlıklar olmak üzere, eklem rahatsızlıkları, alerjiler, obezite ve birçok cilt problemi bunlara örnek verilebilir. Bunun sebebi, toksinlerin, vücut dokularıyla temasa geçtiklerinde veya doku içine girdiklerinde, enzim ve reseptör gibi biyolojik moleküllerle etkileşime girerek hücrede hasara sebep olmalarıdır. Toksinler zararlarına göre çeşitli tiplerde olabilirler, hafif, şiddetli veya ölümcül olanları da vardır.
Toksinler nasıl oluşur?
Toksinler 2 basit aşamada meydana gelebilir: Dışsal ve içsel (ekzotoksinler ve endotoksinler). Ekzotoksinler nefes alırken, yemek yerken veya fiziksel temas yoluyla vücuda alınabilir. Hepimiz her gün toksinlere maruz kalırız. Onları yer ve içeriz, tekrar tekrar onlardan etkileniriz. Çoğu ilaç, yiyecek katkı maddesi ve alerjen vücutta toksik madde oluşturabilir.
Endotoksinler ise, vücut günlük normal işlevini yerine getirirken oluşur. Biyokimyasal, selüler ve fiziksel aktiviteler sonucu oluşan bazı maddelerin vücuttan atılması gerekmektedir. Örneğin serbest radikaller biyokimyasal toksinlerdir. Eğer bu maddeler vücuttan atılmazsa, hücrelerde ve dokularda normal fonksiyonlarını bloke ederek, tahribata, enflamasyona ve yaşlanmaya neden olurlar. Her tip mikrop, bağırsak bakterileri, dıştan gelen bakteriler, parazitler,...hepsi metabolik atık oluştururlar. Düşüncelerimiz, duygularımız ve stres de biyokimyasal toksin üretimimizi tetikler. Bu toksinlerden arınmak vücut sağlığının temel gereklerindendir.
Detoks nedir?
Toksin birikimine bir de dengesiz beslenme ve hareketsiz yaşam eklenirse, vücudumuzun fazla kilolarla mücadele etmesi oldukça zorlaşır. Sağlıklı ve ince bir bedene sahip olmak için öncelikle toksinlerden arınmamız gerekir.
Vücudumuzun toksinlerden arındırılması anlamına gelen “detoks” bir yaşam sağlığı disiplinidir. Yaşamımız boyunca olumsuz koşulların yarattığı toksinler vücudumuzda birikir, bu nedenle tercihen sürekli veya özellikle mevsim geçişlerinde olmak üzere belli dönemlerde vücudumuzun detoksa ihtiyacı vardır.
Vücudumuz toksinleri nötralize ederek, dönüştürerek ya da dışarı atılmalarını sağlayarak onlarla savaşır. Örneğin, antioksidan gıdaların çoğu serbest radikal moleküllerini nötralize eder. Böbrekler atıkları böbreklere taşırken, karaciğer birçok toksik maddeyi zararsız hale dönüştürmeye yardım eder. Spor yaparken ya da sıcaktan terlerken de toksinlerimizden arınırız.
Toksinlerden arınmak bir çok açıdan faydalıdır. Fiziksel olarak bu süreç, vücuttaki sıvı birikiminin atılmasını ve hastalık riskinin azaltılmasını sağlar. Vücuda enerji kazandırır. Detoks vücudumuzu yeniler.
Tek başına bir diyet programı bazen başarılı bir sonuç için yeterli olmayabilir. Yağ deposunda biriken toksinler kilo vermemizi zorlaştırır. Toksinlerden arınarak diyet programlarından daha hızlı ve etkin sonuç alınır.
Galiba detoks yapmanın zamanı geldi!
Vücudumuz detoksa ihtiyacı olduğunda aslında çeşitli sinyallerle bunu bize bildirmeye çalışır: Yorgunluk, hazımsızlık, sık sık soğuk algınlığına yakalanmak, sinirlilik, değişken ruhsal yapı, depresyon, baş ağrıları, sırt ağrıları, eklem ağrıları, deri döküntüleri ve kızarıklıkları, öksürük, uyku hali, bulantı, boğaz ağrısı, ağız kokusu, dolaşım bozukluğu, ateş, kabızlık... gibi belirtiler, vücudumuzun detoks isteğini açıkça dile getirir.
|